Filed Under (Dünya Kentleri) by admin on 07-04-2008

Los Angeles ÅŸehri, Güney Kaliforniya’da bulunan bir metropoldür. Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin batısında bulunur. Åžehir, vilayet yöntemiyle yönetilmektedir ve Los Angeles vilayetinin bir parçasıdır.

Los Angeles Kaliforniya’nın en büyük ÅŸehridir, Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin de en kalabalık ikinci ÅŸehridir (2002 sayımına göre 3.798.981 kiÅŸi).

4 Eylül 1781 tarihinde İspanya kontrolündeki Meksika tarafından keÅŸfedilen ÅŸehir (her ne kadar kızılderililer uzun süredir orada yaÅŸasa da) Los Angeles 4 Nisan 1850 tarihinde Kaliforniya’nin bir parçası olmuÅŸtur. İsmi İspanyolcadan gelmektedir ve Melekler Åžehri manasını taşımaktadır. 2 AÄŸustos 1769′da, Fernando Rivera Y Moncado’nun kaptanı olduÄŸu Kaliforniya’ya gelen ilk Avrupalı yerleÅŸimciler içindeki Fransisken papazı Peder Juan Crespi, 2 AÄŸustos dini bir şölen olan Perdono’ya denk düştüğü ve Assisi’deki ErmiÅŸ Francis adıan anıldığı ve de bu yere İtalya’da “ülkenin çok küçük parseli” anlamında “porziuncola” denmesi yüzünden, buraya “Nuestra Señora de los Angeles de la Porciúncula”, sonra da bu Assisi’deki ÅŸapelde Bakire Meryem’in meleklerle çevrili freski bulunduÄŸundan “El Pueblo de Nuestra Señora la Reina de los Angeles de Porciúncula” dendi, sonra da kısaca “El Pueblo de la Reina de Los Angeles” dendi. Ancak tuhaf olan ÅŸu ki;İspanyolca’da sözcükler eril ve diÅŸil olarak ayrılır, buna göre adının ya eril olarak “Los Angelos” ya da diÅŸil olarak “Las Angeles” olması gereklidir, belki de kozmik bir ÅŸaka olarak melekler erkeke ya da diÅŸi olmadıkları için bu ad garip bir biçimde “Los Angeles” olmuÅŸtur. Los Angeles metropol alanı, Los Angeles, San Bernardino , Riverside , Ventura ve Orange vilayetlerini ve 16 milyonun üzerinde deÄŸiÅŸik etnik ve ekonomik geçmiÅŸe sahip insanları barındırmaktadır. Los Angeles yanlış olarak birçok kez “Güney Kaliforniya” olarak adlandırılmaktadır, ancak coÄŸrafi olarak San Diego ve Imperial vilayetleri de baÅŸta olmak üzere birçok bölüm göz ardı edilmektedir.

1876 yıllarına kadar nüfusu on bin dolaylarında olan Los Angeles, petrol yataklarının keşfedilmesi, Kaliforniya kuzeylerindeki altın madenlerinin bulunması, ve de gerek doğal güzelliği açısından birçok insanın rüyalarını süsledi.

1920′li yıllarda sanat ve eÄŸlencenin de tüm ülke genelinde öncüsü olmaya baÅŸlamıştır. New York’un klasik Broadway’ine karşı Hollywood sineması geliÅŸen yıllarda da çok daha güçlü olur ; günümüzde de Broadway’in büyük bir geliri Hollywood’dan gelmektedir.

Los Angeles’ın da büyümesiyle komÅŸusu olarak geliÅŸen ilçeler de vardır.

Venice Beach, Marina del Rey, Beverly Hills, Santa Monica ve Hollywood gibi dünyaca meÅŸhur ilçeleri içinde barındıran Los Angeles’ın içinde bulunduÄŸu Kaliforniya’nın valisi de ünlü film yıldızı Arnold Schwarzenegger’dir.



Filed Under (Dünya Kentleri) by admin on 07-04-2008

New York, Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin nüfus bakımından en büyük kenti. Aynı isimli New York eyaleti’nde yer alır. Yüzyıldan fazladır dünyanın en önemli ticaret ve finans merkezlerinden biridir. Åžehir, medya, politika, eÄŸitim, eÄŸlence ve modadaki küresel etkilerinden dolayı bir dünya ÅŸehri olarak kabul edilmektedir. BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Konseyi binasına ev sahipliÄŸi yaptığından dış iliÅŸkiler için de çok önemli bir merkez durumundadır. Fakir semtlerinde ise çok sayıda iÅŸsiz ve evsiz yaÅŸar.

Kent beÅŸ bölüme ayrılmıştır: Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island. 830 km²’lik bir alanda yaÅŸayan 8,2 milyon nüfusuyla New York, Amerika’da nüfus yoÄŸunluÄŸu en büyük olan ÅŸehirdir. Çevre banliyöleriyle birlikte New York metropolitan bölgesi 21 milyonluk nufusa sahiptir ve dünyanın en kalabalık yerleÅŸim bölgelerinden birini oluÅŸturur.

New York, bir göçmen kentidir. Kentte yaklaşık 170 ayrı dil konuşulmaktadır ve her üç kişiden biri ABD dışında bir ülke doğumludur. İngilizce çeşitli aksanlarla konuşulur. İngilizce’nin yanı sıra İspanyolca, Little Italy (Küçük İtalya) semtinde İtalyanca, China Town’da (Çin mahallesi) Çince konuşulur.

New York birçok Amerikan kültürel hareketinin de doğum yeridir. Edebiyat ve görsel sanatlarda Harlem Rönesansı, resimde soyut ekspresyonizm (New York Ekolü), müzikte hip hop, punk, salsa ve Tin Pan Alley bu hareketlerden bazılarıdır. 24 saat açık olan metrosu ve yoğun trafiğiyle Hiç Uyumayan Şehir adını almıştır.

Özgürlük heykeli, Empire State Binası, Central Park ve Times Meydanı, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi ve Modern Tarih Müzeleri şehrin ilgi çekici mekanlarıdır. Gökdelenleri, caddeleri, lokantaları, alışveriş merkezleri ve insanlarıyla, New York turistleri cezbetmektedir.

New York kenti 1613 yılında Hollandalılar tarafından New Amsterdam adı altında kuruldu. Kent 1664 yılında BirleÅŸik Krallığa geçti ve New York adını aldı. 1778 yılında kent 2 yıl süreyle yeni kurulan Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin baÅŸkenti oldu. BaÅŸkent VaÅŸington’a taşındıktan sonra da kentin önemi büyümeye devam etti.

11 Eylül 2001 tarihinde kent Amerika tarihinin en büyük terör olayına tanık oldu. 11 Eylül 2001 Saldırısı olarak bilinen bu olay sırasında, kaçırdıkları uçaklarla New York’un en yüksek gökdelenleri olan Dünya Ticaret Merkezi binalarına (İkiz Kuleler) çarpan teröristler 3000′e yakın insanın ölümüne neden oldular.

Finans dünyasinin kalbinin attığı Wall Street caddesi, New York’un Manhattan bölümünde yer alır. New York borsası (New York Stock Exchange) burada bulunmaktadır. Ünlü Özgürlük Heykeli (Statue of Liberty) New York limanındaki küçük bir adadadır. Tiyatro ve müzikaller Broadway caddesinin etrafında toplanmıştır. John F. Kennedy Uluslararası Havaalanı dünyanın en çok yolcu trafiÄŸi taşıyan havaalanlarından biridir. Metropolitan Museum of Art, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi gibi müzeleri dünyanın en deÄŸerli sanat kolleksiyonlarına sahiptir. Åžehrin ünlü gazetesi New York Times dünyanın en saygın gazetelerinden biridir. Amerika’nın üç büyük televizyon kanalı olan ABC, CBS ve NBC’nin merkezleri New York’ta yer alır.

Kenti yılda yaklaşık 40 milyon turist ziyaret eder. Genellikle gidilen yerler Empire State Building, Times Square, Brooklyn Köprüsü, Broadway, Metropolitan Museum of Art, MoMa, Bronx Hayvanat Bahçesi ve Madison Avenue’da bulunan alışveriÅŸ merkezleridir. Ayrıca Halloween Parade ve Tribeca Film Festivali turistlerin ve Amerikalıların ilgisini çeken kültür olaylarıdır. Central Park, ABD’nin en çok ziyaret edilen parkıdır. New York’un yemek kültürü çok geniÅŸtir. Özellikle bagel ve New York stili pizza en ünlü yiyecekleridir. Orta DoÄŸu yemeklerini bulmak da oldukça kolaydır.



Filed Under (Dünya Kentleri) by admin on 07-04-2008

Tokyo, Japonya’nın baÅŸkentidir. kelime anlamı “doÄŸuda baÅŸkent”dir. Yüzölçümü 600 km² olup, 35,3 milyon nüfuslu megapol bir bölge olan Tokyo dünyanın en büyük kentidir. HonÅŸu Adasının orta kesiminde, Büyük Okyanusun bir girintisi olan Tokyo Körfezinin kıyısında, Sumida Nehrinin aÄŸzında yer alır. Tokyo’da kışlar oldukça ılık, yazlar ise sıcak ve nemli geçer.

Tokyo’nun bugün bulunduÄŸu bölgenin yerleÅŸime açılması çok eskilere dayanır. 6. yüzyılda Japonya’da kuvvetli bir imparatorluk idaresinin kurulmasından sonra MusaÅŸi vilayetinin bir parçası oldu.

Tokyo Körfezi kıyısında liman ÅŸehri Tokyo 19. yüzyıla kadar Edo (”haliç kapısı”) adı ile tanınmıştı. Edo kalesi 12. yüzyılda güçlü samuray klanı Edo ailesinin yurdu olarak Japon tarihine meydana geldi. 1603′de Tokugava ÅžogunluÄŸu kurucusu İeyasu Tokugava, Edo’yu ÅŸogun yönetiminin baÅŸkenti yaptı. Åžogunluk rejimi altında Edo Japonya’nın kürtürel ve ekonomik, politik alanında merkezine geliÅŸti.

1868′da Åžogun yönetimine son veren Japon imparatoru, Kyoto’dan Edo kalesindeki eski ÅŸogun sarayına göç edip, eski baÅŸkent Kyoto’dan doÄŸuda baÅŸkent olduÄŸundan dolayı ÅŸehrin adı Tokyo’ya deÄŸiÅŸti.

Tokyo 12 Eylül 1923′teki depremden büyük zarar gördü. Depremden sonra ÅŸehir yeniden inÅŸa edildi ve bu dönemde çevresinde banliyöler teÅŸekkül etmeye baÅŸladı. 20 yıl sonra II. Dünya Savaşı’nda ABD uçakları tarafından ciddi bombardıman edilerek tekrar yıkıldı.

Tokyo 1950′lerden sonra ülke ekonomisine paralel bir geliÅŸme göstererek hızla büyüdü ve bugünkü seviyesine ulaÅŸtı.

Åžehrin merkezinde hendekler ve geniÅŸ bahçelerle çevrili İmparatorluk Sarayı yer alır. Sarayın doÄŸusunda, Japon iÅŸ dünyasının merkezi olarak nitelendirilen Maranouçi semti bulunur; kuzeydoÄŸusunda ise pekçok üniversitenin ve basımevinin bulunduÄŸu Kanda semti uzanır. Resmi binalar sarayın güneyindeki Kasumigaseki semtinde toplanmıştır. Milli parlamento binası ise Kasumigaseki’nin batısındadır. Dünyaca meÅŸhur bir alışveriÅŸ merkezi olan Ginza semti ÅŸehrin doÄŸu kesimindedir. Tokyo’nun mimarisi iki veya üç katlı ahÅŸap evlerden, Meiji döneminden kalma taÅŸ yapılara ve beton veya çelikten yapılmış gökdelenlere kadar deÄŸiÅŸen bir çeÅŸitlilik gösterir. Japonya’nın baÅŸlıca ibadet merkezi olan Meici Tapınağı bir milli abide olarak kabul edilir.

BaÅŸlangıçta depreme karşı mukavim olsun diye binalar 30 metreyle sınırlandırılmış, fakat 1960′lardan sonra bu yüksekliÄŸi aÅŸan depreme dayanıklı pekçok yeni bina inÅŸa edilmiÅŸtir. Bunların baÅŸlıcaları Mainiçi Yayınevi, Tokyo Katedrali, Milli Tiyatro ve Milletlerarası Ticaret Merkezidir.

Åžehiriçi ulaşım otobüs, metro ve kamuya veya özel sektöre ait elektrikli trenlerle saÄŸlanır. Tokyo’da biri iç seferler, diÄŸeri dış seferlere tahsis edilen iki havaalanı vardır.

Japonya’nın kültür merkezi olan Tokyo’da pekçok müze, kütüphane ve üniversite bulunur. Ueno Parkında Tokyo Milli Müzesi, Milli Bilim Müzesi, Hayvanat Bahçesi ve Batı Sanatı Milli Müzesi yer alır. Japonya’daki üniversite ve yüksekokulların büyük bölümü Tokyo’dadır. Tokyo Üniversitesi dışındaki baÅŸlıca milli yükseköğretim kurumları Tokyo Teknoloji Enstitüsü, HitotsubaÅŸi Üniversitesi ve Tokyo Güzel Sanatlar Üniversitesidir. Özel üniversitelerin en meÅŸhurları da Vaseda ve Keio üniversiteleridir.

Görülebilecek Yerler
Aslında Tokyo, çok fazla otantik ve egzotik bir kent arayanları, ilk adımda şaşkına uğratır. Görünen, modern yaşamın tüm biçimleridir.

Peki ya gizlenenler ve arada kalanlar?
İmparatorluk Sarayı, Tokyo’nun tam merkezindedir. Ziyarete genellikle kapalı olan sarayı, dışarıdan (en iyi Nijubashi Köprüsü üzerinden görülür) fotoğraflayabilirsiniz.
Sensoji Tapınağı da, Tokyo’nun en önemli turistik cazibe merkezlerinden biridir. M.S. 620 yılında yapılan tapınak, Budizmin Kâbelerinden biridir. Adresi, 2-3-1 Asakusa, Taito-ku.

Tokyo Ulusal Müzesi, Japonya’nın en büyük müzesidir. Japonya tarihinin tüm aşamalarını, burada görebilirsiniz.

Tsukiji Balık Pazarı’nı da mutlaka görmelisiniz. En güzel zamanı sabah 4-8 saatleri arası. Suşi’yi bu kadar taze yiyebileceğiniz başka bir yer yok. Adresi, Tsukiji Metro İstasyonu Honganji Tapınağı çıkışı.

Tokyo Borsası’nı da İngilizce bilen bir rehber eşliğinde ücretsiz olarak gezebilirsiniz.
Tokyo’da mutlaka görmeniz gereken aktivitelerin başında, geleneksel çay töreni geliyor. Çay törenlerini, birçok otelde görebilirsiniz.Yalnız Gitmeden önce muhakkak,çay törenlerini izleyip izleyemeyeceğinizi sorun.

Dünyanın en yüksek akvaryumu da, Tokyo’da. Tokyo Uluslararası Akvaryumu’nda, dünyanın her bölgesinden balıkları görmeniz mümkün.

Disneyland de, Tokyo’nun cazip merkezlerinden.

Ueno Park, Shinjuku Gyoen, Hama Rikyu Garden da, görülmesi gereken yerler.



Filed Under (Dünya Kentleri) by admin on 07-04-2008

Sao Paulo, Brezilya’nın 26 eyaletinden birisinin baÅŸkenti ve ülkenin baÅŸlıca sanayi merkezlerinden biridir. 10 milyonu aÅŸan nüfusuyla Güney Amerika’nın en büyük kentidir.

São Paulo, Brezilya’nın güneydoÄŸusunda iÅŸlek bir liman olan Santos’tan 48 km uzakta, Serra do Mar tepeleri üzerinde kuruludur. Santos’a elektrikli tren hattı ve otoyolla baÄŸlanmıştır. Bu tepelerden doÄŸan Tietê Irmağı kentin hemen doÄŸusundan geçer. São Paulo bir dizi küçük kasabaya ve geniÅŸ tarım alanlarıyla otlaklara tapeden bakar. Rio de Janeiro, São Paulo’nun 355 km kuzeydoÄŸusunda yer alır.

São Paulo 1554′te Portekizli papazlarca bir Yerli yerleÅŸim merkezi olarak kuruldu. YerleÅŸim yeri üç patikanın kesiÅŸtiÄŸi 800 metre yükseklikte bir tepedeydi. Kahve plantasyonlarının bölgenin baÅŸlıca zenginlik kaynağı haline geldiÄŸi 19. yüzyılda São Paulo geliÅŸmeye baÅŸladı. Kısa süre sonra da bir sanayi, ticaret ve bankacılık merkezine dönüştü. Kent ve çevresinde İtalya, Portekiz, İspanya, Almanya ve Japonya’dan pek çok göçmen geldi. Portekizce konuÅŸulan São Paulo’da halkın büyük bölümü Katolik’tir.

Dokumacılık ürünleri, mekanik ve elektrikli gereçler, mobilya, gıda maddeleri ve ilaçtan Brezilya sanayi ürünlerinin üçte biri São Paulo’da üretilir. Kentin yakınlarındaki Cubatão’da Brezilya’nın en büyük petrol rafinerisi bulunur. São Paulo bölgesinde kahvenin yanı sıra ÅŸekerkamışı, pamuk, mısır, pirinç, fasulye ve meyve yetiÅŸtirilir. Sığır yetiÅŸtiriliciliÄŸi de yaygınlaÅŸmaktadır. Kentte çok sayıda okul ve kütüphane bulunur. Yılanlar ve yılan sokmaları üzerinde araÅŸtırmalarıyla ünlü Butanta Enstitüsü de São Paulo’dadır.

São Paulo’nun 19. yüzyıldan bu yana sürekli büyümesi gecekondulaÅŸmayı da beraberinde getirdi. Milyonlarca insan kentin çevresinde, saÄŸlıksız barınaklarda yaÅŸamaya baÅŸladı. Çevre kirliliÄŸi ciddi boyutlara ulaÅŸtı. Kent içi ulaşım önemli bir sorum oldu. Durmadan yeni yolların yapıldığı ve gökdelenlerin yükseldiÄŸi São Paulo, “Güney Amerika’nın Chicago’su” olarak nitenlendirilir.



Filed Under (Dünya Kentleri) by admin on 07-04-2008

Seul Güney Kore’nin tam kuzey batısında yer alıyor ve Kuzey Kore sınırına olan uzaklığı ÅŸehir merkezinden itibaren sadece 40 km . Hem modern hem de tarihi bir mega ÅŸehir olan Seul, 16. ve 17. yüzyıllarda Japonlar tarafından yerle bir edildi ve hatta Kore savaşında ÅŸehrin neredeyse tamamı yok edildi ve 1950′li yıllarda yeniden inÅŸa edildi. Bütün bunlara raÄŸmen, tapınaklarında ve pagodalarında, muhteÅŸem saraylarında ve büyülü bahçelerinde hala tarihin gizli sırlarını barındırmayı baÅŸarıyor. 16 kilometre uzunluÄŸundaki ÅŸehir surları ile halen çevrili olan Seul, günümüzde modern teknolojiyi tarih ile bütünleÅŸtiriyor. Koreliler tarihlerine çok deÄŸer verdikleri için mimarilerini çok iyi korumuÅŸlar ve bugünkü kozmopolit Seul’un bile her köşesinde mutlaka tarihten bir ize rastlıyorsunuz.

1988 Seul Olimpiyatları’nın ÅŸehrin geliÅŸimine çok büyük bir katkıda bulunduÄŸu inkar edilemez, olimpiyatlardan sonra dünyaca tanınan Seul, müthiÅŸ bir hızla modernleÅŸmeye baÅŸladı ve günümüzün en önemli baÅŸkentlerinden biri haline geldi.

Seul, hükümet binaları, bankaları, iÅŸ merkezleri ve üniversiteleri ile Güney Kore’nin en önemli finansal, politik ve kültürel merkezi.

Seul’un turistlere çekici gelmesinin nedenlerinin başında uygun fiyatlı güzel otellerinin bulunması ve çok iyi iÅŸleyen bir toplu taşıma sisteminin olmasıdır. 12 milyonluk bu mega ÅŸehri Han-Gang nehri ikiye bölüyor. Åžehir merkezi diyebileceÄŸimiz Chung-gu, ÅŸehrin kuzeyinde turistik ve uygun fiyatlı otellerin bulunduÄŸu Chongno-gu ve en güneyde alışveriÅŸ için en güzel dükkanların bulunduÄŸu ve gece hayatının kalbinin attığı It’aewon-dong�

Namsan dağının güneyinde yer alan It’aewon-dong, turistlerin ve alışveriÅŸ yapmak isteyenlerin en çok raÄŸbet ettikleri kent. Åžehrin en seçkin ve en zengin muhiti olan güneydeki Kangnam’ın turistler için pek çekici olduÄŸunu söyleyemeyiz çünkü tarihi deÄŸere sahip yapıtlar daha çok kuzey bölgelerde yer alıyor.

Seul sokaklarında kaybolmanız çok muhtemel, çünkü adresler ve sokak numaraları çok düzensiz bir ÅŸekilde yerleÅŸtirilmiÅŸ. EÄŸer Japonya’da bulunduysanız ne demek istediÄŸimizi anlıyorsunuzdur! Bir turist olarak gittiÄŸinizde sizin için en gerekli ÅŸey çok ayrıntılı bir harita olacaktır. Hatta Seul’un yerlileri için bile sokakta yön bulmak her zaman kolay olmuyor! Bunun sebebi, sokak numaralarının birbirini takip eden sayılar olmaması, rastgele sayılar olması ve sokakların çok düzensiz bir ÅŸekilde sıralanıyor olmasıdır. Türkiye’de yaÅŸayan insanlar olarak buna pek de yabancı olmadığımız düşünüldüğünde, biz Türkler için yönümüzü bulmak daha kolay olacaktır!

Ne zaman gidilmeli?

Seul yıl boyunca çok güzel, ne zaman gideceÄŸinize karar vermek size kalmış. Sonbahar ayları (Eylül, Ekim, Kasım) turistlerin en çok tercih ettiÄŸi zamanlar, çünkü sonbaharda güzel havanın keyfini çıkarabiliyor ve dünyanın en güzel ormanlarında muhteÅŸem renkler görebiliyorsunuz. Seul’da kışlar sert geçebiliyor, ve çoÄŸu zaman karlı oluyor.

Bahar başında (Åžubat) baÅŸlayan kiraz mevsimini kaçırmamanızı tavsiye ederiz. Yazlar ise oldukça sıcak ve nemli olduÄŸundan turistler açısından pek de çekici deÄŸildir. Seul’e yapacağınız seyahatin Koreliler’in yerel tatil zamanlarına denk gelmemesine dikkat edin, çünkü sokaklardaki ve toplu taşıma araçlarındaki binlerce insanla, dükkanlardaki çılgın kalabalıkla baÅŸa çıkamayabilirsiniz.

Tatil Günleri

Yeni Ay Yılı (Solnal): Yeni ayın ilk günü bütün ülkede kutlanır. Şehrin birçok yerinde düzenlenen geleneksel dans festivallerini ve birbirinden ilginç showları izleyebilirsiniz.

Buda’nın doÄŸumgünü: Ay takvimine göre ilk dördün’ün sekizinci gününe, yani Nisan - Mayıs zamanlarına denk gelir. Geleneksel olarak her sene Youido Plazato Chogyesa Tapınağı’ndan yürüyüş düzenlenir.

Kore Şükran Günü (Ch’usok): Ay Festivali diye de anılır ve Eylül - Ekim zamanına denk gelir. Şükran Günü Koreliler için çok önemlidir ve herkes ailesiyle birarada olur.

Bunlardan başka yıl boyunca düzenlenen birçok festival vardır. Bu festivallerde geleneksel Kore kıyafetleri görülebilir ve geleneksel müzikler dinlenebilir.



Filed Under (Dünya Kentleri) by admin on 07-04-2008

Mexico Meksika’nın baÅŸkenti ve en büyük ÅŸehri. Anâhuac’ın yüksek platolarından birinde, 2.250 m yükseltide bulunan federal yönetim bölümünün merkezi.

1930′da kent 200 km2′lik bir alan kaplıyordu ve nüfusu 1 milyondu. 1970′te, yüzölçümü 650 km2′ye, nüfusu 8 350 000′e ulaÅŸtı. 1982′de 800 km2′lik bir alana yayılıyor ve 15-17 milyon insanı barındırıyordu. 1990′da ise, bütün kontrol çabalarına karşın, merkezde nüfus 8 236 900 idi. YerleÅŸim alanındaki 13 636 127 nüfusuyla Mexico, dünyanın en büyük ve en kirli kenti haline gelmiÅŸti. Kentteki yüksek doÄŸum oranının yanı sıra kırsal kesimden ve baÅŸka kentlerden göç edenler nüfustaki hızlı artışta rol oynamaktadır.

Büyük Mexico yerleÅŸmesi, 2000 km2′yi aÅŸkın geniÅŸ bir kent alanı oluÅŸturmaktadır. BaÅŸkentte 10 000 km karayolu ve sokak vardır, ama büyük kentin yayılma hızını izleyebilmek için her yıl 1200 km daha yol yapmak gerekmektedir.

Merkezi Zocalo meydanı olan sömürge dönemi kentinin tarihsel beyni (katedral, Sagrario kilisesi, ulusal saray) yapılan modern konutların tehdidi altındadır. 19. yy. kenti, Alameda ile Chapultepec arasında tam bir yenilenme içerisindedir ve cam ve çelikten büyük yapılar yeni-klasik evlerin yerini almaktadır. Kentin sanayileşmiş kuzey tepelerine tırmanan küçük halk tipi evlerin sıralandığı alanlar ve özellikle de kentin doğusunda birden bire ortaya çıkan konut semtleri, günümüz kentinin hem yoksulhem de sefil bir görünümünü sergiler.

Bununla birlikte Meksika’daki büro memurlarının %80′ini, sanayi kesimindeki istihdamın %50’sini Mexico saÄŸlar. Siyasal ve iktisadi merkezileÅŸme çok büyük olduÄŸundan, kent, GSMH’nin hemen hemen yarısını saÄŸlamaktadır. Yönetimler, karar merkezleri, büyük okullar, sanayiler Mexico’nun anakent kesiminde toplanmaktadır

1325 yılında kurulan kent, Tenochtitlan adıyla Aztek İmparatorluÄŸu’nun baÅŸkenti oldu. Bu küçük göl köyü, özellikle Itzcoatl’ın hükümdarlık döneminden (1428-1440) baÅŸlayarak Aztek devletinin güçlenmesine baÄŸlı olarak geliÅŸti.

Her birinde dinsel bir merkez bulunan dört mahalleden oluşan kent, büyük bir pazarın kurulduğu Tlatelolco adasına kadar kanallar boyunca uzanıyordu. Üç yüksek şose kenti kıyıya bağlıyor ve iki su kemeri içme suyunu sağlıyordu. İmparatorluğun toprak genişlemesinden doğan refah, başkentin ve komşu devletlerin nüfus artışını körükledi; bazı yazarlara göre bu insan kalabalığı, 1 milyon kişiyi buluyordu.

Büyük kamusal ya da özel çalışmalar sırasında, eski anakentin, çaÄŸdaÅŸ kent altında kalan kalıntılarına rastlandı. 1978′de giriÅŸilen büyük çalışmalar sırasında Constitucion Meydanı’nın altında, birçok dini yapıyla birlikte Büyük Teocalli (Kutsal Kent) ortaya çıkarıldı: Tezcatlipoca tapınağı, yuvarlak Quetzalcoatl tapınağı, GüneÅŸ tapınağı, Xipe Totec tapınağı, özellikle de bu yapı topluluÄŸunun ana öğesi olan ikiz Tlaloc ve Huitzilopochtli tapınağı. Bu daÄŸ tapınak yedi yapım evresiyle kentin en iyi bilinen tapınaklarından biri durumuna geldi. Bu kutsal yapının yanında, kralın ve ileri gelenlerin bahçelerle çevrili sarayları yer alıyordu.

Kent, 13 AÄŸustos 1521′de Cortes tarafından fethedildi; İspanyollar kenti yerle bir ederek yeni bir plana göre yeniden kurmaya giriÅŸtiler. Yeni İspanya’nın anakenti durumuna gelen Mexico, akaçlama kanallarıyla yavaÅŸ yavaÅŸ kurutulan denizkulağından kazanılan alanlara yayılarak geniÅŸledi. 1824′ten bu yana Meksika’nın baÅŸkentidir.

Kent en az 17. yy.’dan sonraki sömürge dönemi yapıları bakımından zengindir: büyük Zocalo alanındaki katedral ve churrigueresco üslubunda Sagrario; ince bir işçilikte çalışılmış Guadalupe kilisesi ve Pocito capellası; manastırlar, kiliseler, Ulusal saray ya da Madenler sarayı gibi saraylar. 19. yy.’ın seçmeciliÄŸinden sonra, 1920-1930′dan baÅŸlayaarak, modern mimarlarla, Rivera, Orozco ve Siqueiros gibi duvar ressamlarıyla bir yenileÅŸme hareketi ortaya çıktı. 1949′da yeni üniversite sitesinin yapımına baÅŸlandı; sitenin en ayırt edici yapısı Gustavo Saavedra, Juan Martinez de Valesco ve Juan O’Gorman tarafından yapılan merkez kitaplığıdır. 1964′te Mario Pani, Tlatelolco Aztek tören merkezi kalıntılarını da içine alan La Plaza de Las Tres Culturas’ı gerçekleÅŸtirdi. Siqueiros kültürel polyforumu 1971′de açıldı. Chapultepec parkı içindeki Ulusal Antropoloji Müzesi (El Museo Nacional de Antropología), Pedro Ramires Vasquez tarafından 1963-64′te tasarlandı. Burada Kolomb öncesi dönemden ve yerlilerden kalma olaÄŸanüstü koleksiyonlar sergilenmektedir. Mexico’nun önemli müzelera arasında, Ulusal tarih müzesi, Kral naipliÄŸi resim müzesi, San Carlos Akademisi ve de (Meksika) Güzel Sanatlar Sarayı Müzesi’ni saymak gerekir.

Mexico City, refah ile sefaletin o ince çizgilerini taşır. Bu nedenledir ki, hep bir meydan okuma vardır, sokaklarında, caddelerinde, binalarında.

Tarihi ile onurlu, bugünü ile gururludur Mexico City. Gururu, biraz marazidir, ancak bu da, onur ile dengelenir.

Kentin kalbi olan Zocala’da tüm detaylarını hissettirir, yalın, tecimsel olmayan görüntüler eşliğinde. Azteklerden İspanyol kolonistlere, büyük binalarından baraka evlerine kadar her şeyi bir çırpıda görün ister.

Paseo de la Reforma Bulvarı’nda, kıvrak (İspanyolca’da olduğu gibi) insan manzaraları ile karşılaştırır sizi. Sonra, Avrupa kentlerinin adlarını taşıyan caddelerini de (Hamburgo, Londres, Florencia vb.) dolaşmanızı ister.

Delegaciones’lere (bölgeler) ve colonias’lara (banliyöler) ayrılmış bir kenttir Mexico City. Bazı colanias’larında dolaÅŸmanın “tehlikeli” olduÄŸunu da yine biraz gururla söyler. Meydan okumaktadır aslında.

Görülecek Yerler
Mexico City, Aztek uygarlığının, İspanya koloni döneminin ve modern sanat ve mimarinin bir bileşimi. Zocalo Meydanı, kentin merkezi. Başkanlık Sarayı (Diego Rivera’nın duvar resimleri ile ünlü) ve Metropolitan Katedrali, Meydan’ın iki yanını süslüyor.

Centro Historica (Tarihi Merkez) de, kentin merkezinde. Aztek uygarlığının başkenti Tenochtitlan’ın kalıntıları üzerine kurulmuş bir bölge. Mayor Tapınağı, Aztek döneminin en önemli eserlerinden biri ve hâlâ ayakta. Mayor Tapınağı Müzesi’ni de mutlaka görün. Centro Historica’da İspanyol koloni döneminden kalma birçok tarihi eser de bulunuyor.

Yine Zocalo yakınındaki Alameda, heykelleri, çeşmeleri ile ünlü bir bölge. Bölgede birçok müze var.

Paseo de la Reforma Bulvarı, Centro Historica’yı Chapultepec Parkı’na bağlıyor. Bulvar, birçok heykelle süslü. Chapultepec, Mexico City’nin en büyük parkı. Parkta, birçok müze var. Antropoloji Müzesi, dünyaca ünlü.
Şehrin kuzeyindeki Aztek piramitleri de mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Bir gününüzü ayırmanız gerekiyor.

Coyoacan’da Leon Trotsky’nin son 4 yılını geçirdiği, şimdi müze olan evini de gezebilirsiniz. Coyoacan’da ayrıca birçok ünlü sanatçının da şimdi müze olan evleri var.



Filed Under (Dünya Kentleri) by admin on 07-04-2008

BombayMumbai (Bombay), Hindistan’ın MaharaÅŸtra eyaletinin baÅŸkenti ve Hindistan’ın en büyük ÅŸehridir. Nüfusu 13 milyon civarındadır. Åžehir, Salsette adası üzerine kurulmuÅŸtur. Åžehrin metropol bölgesinde 20 milyon insan yaÅŸar ve bu, dünya’nın en kalabalık yerleÅŸim yerini oluÅŸturur. Åžehrin derin bir doÄŸal limanı vardır.

Åžehir, Hindistan’ın ticaret, finans, ve kültür baÅŸkentidir. Bollywood olarak bilinen Hint Sinema endüstrisi burada yeralmaktadır. Bu sebeplerden dolayı ÅŸehir Hindistan’ın diÄŸer bölümlerinden yoÄŸun bir göç almaktadır ve içinde birçok farklı dili ve kültürü barındırır.

Åžehrin ÅŸu an kapladığı alan eskiden 7 adaydı. Bu adalarda antik çaÄŸdan beri yerleÅŸim yerleri vardı, ancak önemli ticaret ve nüfus merkezleri deÄŸillerdi. 1534′te Portekiz’ler bölgeyi ele geçirdi, ve 1661′de bölge İngilizlere geçti. 1668′de İngilizler burayı İngiliz DoÄŸu Hindistan Åžirketi’ne kiraladı. Åžirket buradaki doÄŸal limanı buldu ve burayı Hindistan’daki ilk limanları yaptı. Bölgenin nüfusu hızlı bir artış gösterdi. 1817-1845 arası bölgede büyük bir projeyle adalar birleÅŸtirildi. Daha sonra, Amerikan İç Savaşı ve SüveyÅŸ Kanalı’nın açılması, bölgedeki ticareti artırdı ve ÅŸehir, Hindistan’ın ana merkezlerinden biri haline geldi. Åžehrin nüfusu 1906 yılında 1 milyon’u geçti. 1940′larda, ÅŸehir Hint bağımsızlık hareketinin önemli bir merkezi haline geldi. 1970′lerde ÅŸehre yoÄŸun bir göç yaÅŸandı ve Bombay Hindistan’ın en kalabalık ÅŸehri haline geldi.



Fantasia Otel De LuxeFantasia Otel De Luxe Kapasite: 331 toplam odalı, 708 toplam yataklı, 1 kral dairesi, 12 suit oda. Deniz manzarası var.

Oda Detayları: Telefon, müzik yayını, balkon, minibar, kasa, televizyon, uydu tv, klima, küvet-banyo, saç kurutma makinası, banyoda telefon.

Genel Özellikler: Merkezi klima, merkezi ısıtma, bahçe, oyun odası, internet , kuaför salonu, çamaşırhane, market, hediyelik eşya, kuyumcu, 24 saat oda servisi, jeneratör, doktor yada hemşire, bebek bakıcısı, ücretsiz otopark, kapalı otopark, alışveriş merkezi. Spor&Rekreasyon: Açık havuz, kapalı havuz, çocuk havuzu, Türk hamamı, sauna, masaj, jakuzi, masa tenisi, bilardo, gece animasyonu, spor animasyonu, tenis, futbol, mini futbol, plaj voleybolu, çocuk oyun alanı, parasailing, muz, jet ski, kano, rüzgar sörfü, spor salonu.

Yeme İçme: Kahvaltı salonu, kafeterya, lobi bar, havuz bar, snack-bar. 2 alakart restoran (80 kişilik), 1 açık büfe restoran (800 kişilik).

Toplantı ve Kongre: 5 toplantı odası bulunuyor. Tepegöz, beyaz tahta, slide projektör, barkovizyon, ses sistemi, mikrofon, video player, televizyon, fax.

Konum: Kuşadası 5 km. mesafede Adnan Menderes Hava Alanı 65 km. mesafede Deniz kıyısında, özel plaj.

Fantasia Otel De Luxe Adres: Yavansu Mevkii, Kuşadası, Aydın



Pine Bay ClubBölge: Aydın, Kuşadası

Konum: Özel Plaj, Sahilde, Kuşadası

Adres: ILICA MEVKİİ 09400 KUŞADASI/AYDIN

Telefon: (256) 622 11 80

Fax: (256) 622 11 90

E-Mail: pinebay@pinebay.com

Konaklama: HerÅŸey Dahil

Yatak Sayısı: 205 Oda, 510 Yatak, 112 Double Oda, 70 Aile Odası, 3 Suit

Oda Özellikleri: Direkt Telefon, Duş ve Tuvalet, Banyoda Telefon, Saç Kurutma makinası, Yangın Alarmı, Minibar, Uyandırma Servisi, Balkon, Kablo TV, Split Klima

Manzara: Deniz Manzarası, Bahçe Manzarası

Yeme,İçme: 2 Restaurant Kapalı kap:200, Açık kap: 350, Kahvaltı Salonu (toplam kap: 350), Snack Bar, Lobi Bar, Teras Bar, Disco Bar, Türk, Uluslararası, Mutfaklar

Toplantı: 1 Toplantı Salonu Toplam kap: 100, Işık Sistemi, Müzik Yayını, Flipchart, Lazer İşaretleyici

Servis: Sağlık Odası, Çocuk Bakımı, Uyandırma Servisi, Internet, Market, Kuru Temizleme, Çamaşır ve Ütü Servisi, Resepsiyonda Emanet Kasası, Jeneratör, Açık Otopark

Aktiviteler: 4 Açık Yüzme Havuzu ve Çocuk Bölümü, Termal Havuz, Türk Hamamı, Sauna, Masaj, Jakuzzi, Fitness Merkezi, Sağlık Merkezi, Kuaför, Jimnastik Salonu, Bahçe, Çocuklar için oyun alanı, Mini Club, TV Odası, Disko

Spor Alanları: Tenis Kortu, Aydınlatmalı Tenis Kortu, Masa Tenisi, Bilardo, Plaj Voleybolu, Basketbol, Gün boyu animasyon. Banana, Rüzgar Sörfü, Kano, Su kayağı, Parasailing Jet Ski

Çevre: Aquapark



Ephesia Otel4 yıldızlı olan Ephesia Otel KuÅŸadası Åžehir merkezinde, plaja servis vermektedir. Yarım pansiyon, konseptinde çalışmakta olan Pine Bay Marina, müşterilerine sunduÄŸu olanak ve oda, yatak genel özellikleri ÅŸunlardır. 105 toplam oda, 230 toplam yatak, 10 suit oda, 22 sigara içilmeyen oda, 95 standart oda. Otel Odaları Deniz, ÅŸehir manzaralı. Direk telefon, minibar, uydu tv, duÅŸ, küvet, banyo, wc. merkezi klima, Merkezi klima, merkezi ısıtma, tv odası, oyun odası, internet baÄŸlantısı, iÅŸ merkezi, resepsiyonda kasa, telefonla doktor, ücretsiz otopark. Açık havuz, kapalı havuz, çocuk bölümü, fitness center, dart, masa tenisi, bilardo, animasyon programı, çocuk oyun alanı, lobi bar, havuz bar. 1 açık büfe restoran, 1 açık restoran 250 kiÅŸilik, 1 kapalı restoran. Dünya Mutfağından seçkin menüler. Tepegöz, beyaz tahta, slide projektör, flipchart, projeksiyon, barkovizyon, ses sistemi, mikrofon, video player, fax, klima, televizyon, ışık sistemi, sekreter hizmeti. Tam donanımlı en az 60 kiÅŸi kapasiteli 1 toplantı odası ile toplantı ve kongre hizmetleride vermektedir. Otel Pine Bay Marina İzmir Adnan Menderes Hava Alanı’na 70 km., mesafededir.

Adres : Yat Limani Karsisi / Kusadasi / Aydin



oyun komedi sohbet
.tr/web.js">
eXTReMe Tracker