|
Los Angeles Kaliforniya’nın en büyük ÅŸehridir, Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin de en kalabalık ikinci ÅŸehridir (2002 sayımına göre 3.798.981 kiÅŸi). 4 Eylül 1781 tarihinde İspanya kontrolündeki Meksika tarafından keÅŸfedilen ÅŸehir (her ne kadar kızılderililer uzun süredir orada yaÅŸasa da) Los Angeles 4 Nisan 1850 tarihinde Kaliforniya’nin bir parçası olmuÅŸtur. İsmi İspanyolcadan gelmektedir ve Melekler Åžehri manasını taşımaktadır. 2 AÄŸustos 1769′da, Fernando Rivera Y Moncado’nun kaptanı olduÄŸu Kaliforniya’ya gelen ilk Avrupalı yerleÅŸimciler içindeki Fransisken papazı Peder Juan Crespi, 2 AÄŸustos dini bir şölen olan Perdono’ya denk düştüğü ve Assisi’deki ErmiÅŸ Francis adıan anıldığı ve de bu yere İtalya’da “ülkenin çok küçük parseli” anlamında “porziuncola” denmesi yüzünden, buraya “Nuestra Señora de los Angeles de la Porciúncula”, sonra da bu Assisi’deki ÅŸapelde Bakire Meryem’in meleklerle çevrili freski bulunduÄŸundan “El Pueblo de Nuestra Señora la Reina de los Angeles de Porciúncula” dendi, sonra da kısaca “El Pueblo de la Reina de Los Angeles” dendi. Ancak tuhaf olan ÅŸu ki;İspanyolca’da sözcükler eril ve diÅŸil olarak ayrılır, buna göre adının ya eril olarak “Los Angelos” ya da diÅŸil olarak “Las Angeles” olması gereklidir, belki de kozmik bir ÅŸaka olarak melekler erkeke ya da diÅŸi olmadıkları için bu ad garip bir biçimde “Los Angeles” olmuÅŸtur. Los Angeles metropol alanı, Los Angeles, San Bernardino , Riverside , Ventura ve Orange vilayetlerini ve 16 milyonun üzerinde deÄŸiÅŸik etnik ve ekonomik geçmiÅŸe sahip insanları barındırmaktadır. Los Angeles yanlış olarak birçok kez “Güney Kaliforniya” olarak adlandırılmaktadır, ancak coÄŸrafi olarak San Diego ve Imperial vilayetleri de baÅŸta olmak üzere birçok bölüm göz ardı edilmektedir. 1876 yıllarına kadar nüfusu on bin dolaylarında olan Los Angeles, petrol yataklarının keÅŸfedilmesi, Kaliforniya kuzeylerindeki altın madenlerinin bulunması, ve de gerek doÄŸal güzelliÄŸi açısından birçok insanın rüyalarını süsledi. 1920′li yıllarda sanat ve eÄŸlencenin de tüm ülke genelinde öncüsü olmaya baÅŸlamıştır. New York’un klasik Broadway’ine karşı Hollywood sineması geliÅŸen yıllarda da çok daha güçlü olur ; günümüzde de Broadway’in büyük bir geliri Hollywood’dan gelmektedir. Los Angeles’ın da büyümesiyle komÅŸusu olarak geliÅŸen ilçeler de vardır. Venice Beach, Marina del Rey, Beverly Hills, Santa Monica ve Hollywood gibi dünyaca meÅŸhur ilçeleri içinde barındıran Los Angeles’ın içinde bulunduÄŸu Kaliforniya’nın valisi de ünlü film yıldızı Arnold Schwarzenegger’dir.
Kent beÅŸ bölüme ayrılmıştır: Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island. 830 km²’lik bir alanda yaÅŸayan 8,2 milyon nüfusuyla New York, Amerika’da nüfus yoÄŸunluÄŸu en büyük olan ÅŸehirdir. Çevre banliyöleriyle birlikte New York metropolitan bölgesi 21 milyonluk nufusa sahiptir ve dünyanın en kalabalık yerleÅŸim bölgelerinden birini oluÅŸturur. New York, bir göçmen kentidir. Kentte yaklaşık 170 ayrı dil konuÅŸulmaktadır ve her üç kiÅŸiden biri ABD dışında bir ülke doÄŸumludur. İngilizce çeÅŸitli aksanlarla konuÅŸulur. İngilizce’nin yanı sıra İspanyolca, Little Italy (Küçük İtalya) semtinde İtalyanca, China Town’da (Çin mahallesi) Çince konuÅŸulur. New York birçok Amerikan kültürel hareketinin de doÄŸum yeridir. Edebiyat ve görsel sanatlarda Harlem Rönesansı, resimde soyut ekspresyonizm (New York Ekolü), müzikte hip hop, punk, salsa ve Tin Pan Alley bu hareketlerden bazılarıdır. 24 saat açık olan metrosu ve yoÄŸun trafiÄŸiyle Hiç Uyumayan Åžehir adını almıştır. Özgürlük heykeli, Empire State Binası, Central Park ve Times Meydanı, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi ve Modern Tarih Müzeleri ÅŸehrin ilgi çekici mekanlarıdır. Gökdelenleri, caddeleri, lokantaları, alışveriÅŸ merkezleri ve insanlarıyla, New York turistleri cezbetmektedir. New York kenti 1613 yılında Hollandalılar tarafından New Amsterdam adı altında kuruldu. Kent 1664 yılında BirleÅŸik Krallığa geçti ve New York adını aldı. 1778 yılında kent 2 yıl süreyle yeni kurulan Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin baÅŸkenti oldu. BaÅŸkent VaÅŸington’a taşındıktan sonra da kentin önemi büyümeye devam etti. 11 Eylül 2001 tarihinde kent Amerika tarihinin en büyük terör olayına tanık oldu. 11 Eylül 2001 Saldırısı olarak bilinen bu olay sırasında, kaçırdıkları uçaklarla New York’un en yüksek gökdelenleri olan Dünya Ticaret Merkezi binalarına (İkiz Kuleler) çarpan teröristler 3000′e yakın insanın ölümüne neden oldular. Finans dünyasinin kalbinin attığı Wall Street caddesi, New York’un Manhattan bölümünde yer alır. New York borsası (New York Stock Exchange) burada bulunmaktadır. Ünlü Özgürlük Heykeli (Statue of Liberty) New York limanındaki küçük bir adadadır. Tiyatro ve müzikaller Broadway caddesinin etrafında toplanmıştır. John F. Kennedy Uluslararası Havaalanı dünyanın en çok yolcu trafiÄŸi taşıyan havaalanlarından biridir. Metropolitan Museum of Art, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi gibi müzeleri dünyanın en deÄŸerli sanat kolleksiyonlarına sahiptir. Åžehrin ünlü gazetesi New York Times dünyanın en saygın gazetelerinden biridir. Amerika’nın üç büyük televizyon kanalı olan ABC, CBS ve NBC’nin merkezleri New York’ta yer alır. Kenti yılda yaklaşık 40 milyon turist ziyaret eder. Genellikle gidilen yerler Empire State Building, Times Square, Brooklyn Köprüsü, Broadway, Metropolitan Museum of Art, MoMa, Bronx Hayvanat Bahçesi ve Madison Avenue’da bulunan alışveriÅŸ merkezleridir. Ayrıca Halloween Parade ve Tribeca Film Festivali turistlerin ve Amerikalıların ilgisini çeken kültür olaylarıdır. Central Park, ABD’nin en çok ziyaret edilen parkıdır. New York’un yemek kültürü çok geniÅŸtir. Özellikle bagel ve New York stili pizza en ünlü yiyecekleridir. Orta DoÄŸu yemeklerini bulmak da oldukça kolaydır.
Tokyo’nun bugün bulunduÄŸu bölgenin yerleÅŸime açılması çok eskilere dayanır. 6. yüzyılda Japonya’da kuvvetli bir imparatorluk idaresinin kurulmasından sonra MusaÅŸi vilayetinin bir parçası oldu. Tokyo Körfezi kıyısında liman ÅŸehri Tokyo 19. yüzyıla kadar Edo (”haliç kapısı”) adı ile tanınmıştı. Edo kalesi 12. yüzyılda güçlü samuray klanı Edo ailesinin yurdu olarak Japon tarihine meydana geldi. 1603′de Tokugava ÅžogunluÄŸu kurucusu İeyasu Tokugava, Edo’yu ÅŸogun yönetiminin baÅŸkenti yaptı. Åžogunluk rejimi altında Edo Japonya’nın kürtürel ve ekonomik, politik alanında merkezine geliÅŸti. 1868′da Åžogun yönetimine son veren Japon imparatoru, Kyoto’dan Edo kalesindeki eski ÅŸogun sarayına göç edip, eski baÅŸkent Kyoto’dan doÄŸuda baÅŸkent olduÄŸundan dolayı ÅŸehrin adı Tokyo’ya deÄŸiÅŸti. Tokyo 12 Eylül 1923′teki depremden büyük zarar gördü. Depremden sonra ÅŸehir yeniden inÅŸa edildi ve bu dönemde çevresinde banliyöler teÅŸekkül etmeye baÅŸladı. 20 yıl sonra II. Dünya Savaşı’nda ABD uçakları tarafından ciddi bombardıman edilerek tekrar yıkıldı. Tokyo 1950′lerden sonra ülke ekonomisine paralel bir geliÅŸme göstererek hızla büyüdü ve bugünkü seviyesine ulaÅŸtı. Åžehrin merkezinde hendekler ve geniÅŸ bahçelerle çevrili İmparatorluk Sarayı yer alır. Sarayın doÄŸusunda, Japon iÅŸ dünyasının merkezi olarak nitelendirilen Maranouçi semti bulunur; kuzeydoÄŸusunda ise pekçok üniversitenin ve basımevinin bulunduÄŸu Kanda semti uzanır. Resmi binalar sarayın güneyindeki Kasumigaseki semtinde toplanmıştır. Milli parlamento binası ise Kasumigaseki’nin batısındadır. Dünyaca meÅŸhur bir alışveriÅŸ merkezi olan Ginza semti ÅŸehrin doÄŸu kesimindedir. Tokyo’nun mimarisi iki veya üç katlı ahÅŸap evlerden, Meiji döneminden kalma taÅŸ yapılara ve beton veya çelikten yapılmış gökdelenlere kadar deÄŸiÅŸen bir çeÅŸitlilik gösterir. Japonya’nın baÅŸlıca ibadet merkezi olan Meici Tapınağı bir milli abide olarak kabul edilir. BaÅŸlangıçta depreme karşı mukavim olsun diye binalar 30 metreyle sınırlandırılmış, fakat 1960′lardan sonra bu yüksekliÄŸi aÅŸan depreme dayanıklı pekçok yeni bina inÅŸa edilmiÅŸtir. Bunların baÅŸlıcaları Mainiçi Yayınevi, Tokyo Katedrali, Milli Tiyatro ve Milletlerarası Ticaret Merkezidir. Åžehiriçi ulaşım otobüs, metro ve kamuya veya özel sektöre ait elektrikli trenlerle saÄŸlanır. Tokyo’da biri iç seferler, diÄŸeri dış seferlere tahsis edilen iki havaalanı vardır. Japonya’nın kültür merkezi olan Tokyo’da pekçok müze, kütüphane ve üniversite bulunur. Ueno Parkında Tokyo Milli Müzesi, Milli Bilim Müzesi, Hayvanat Bahçesi ve Batı Sanatı Milli Müzesi yer alır. Japonya’daki üniversite ve yüksekokulların büyük bölümü Tokyo’dadır. Tokyo Üniversitesi dışındaki baÅŸlıca milli yükseköğretim kurumları Tokyo Teknoloji Enstitüsü, HitotsubaÅŸi Üniversitesi ve Tokyo Güzel Sanatlar Üniversitesidir. Özel üniversitelerin en meÅŸhurları da Vaseda ve Keio üniversiteleridir. Görülebilecek Yerler Peki ya gizlenenler ve arada kalanlar? Tokyo Ulusal Müzesi, Japonya’nın en büyük müzesidir. Japonya tarihinin tüm aÅŸamalarını, burada görebilirsiniz. Tsukiji Balık Pazarı’nı da mutlaka görmelisiniz. En güzel zamanı sabah 4-8 saatleri arası. SuÅŸi’yi bu kadar taze yiyebileceÄŸiniz baÅŸka bir yer yok. Adresi, Tsukiji Metro İstasyonu Honganji Tapınağı çıkışı. Tokyo Borsası’nı da İngilizce bilen bir rehber eÅŸliÄŸinde ücretsiz olarak gezebilirsiniz. Dünyanın en yüksek akvaryumu da, Tokyo’da. Tokyo Uluslararası Akvaryumu’nda, dünyanın her bölgesinden balıkları görmeniz mümkün. Disneyland de, Tokyo’nun cazip merkezlerinden. Ueno Park, Shinjuku Gyoen, Hama Rikyu Garden da, görülmesi gereken yerler.
São Paulo, Brezilya’nın güneydoÄŸusunda iÅŸlek bir liman olan Santos’tan 48 km uzakta, Serra do Mar tepeleri üzerinde kuruludur. Santos’a elektrikli tren hattı ve otoyolla baÄŸlanmıştır. Bu tepelerden doÄŸan Tietê Irmağı kentin hemen doÄŸusundan geçer. São Paulo bir dizi küçük kasabaya ve geniÅŸ tarım alanlarıyla otlaklara tapeden bakar. Rio de Janeiro, São Paulo’nun 355 km kuzeydoÄŸusunda yer alır. São Paulo 1554′te Portekizli papazlarca bir Yerli yerleÅŸim merkezi olarak kuruldu. YerleÅŸim yeri üç patikanın kesiÅŸtiÄŸi 800 metre yükseklikte bir tepedeydi. Kahve plantasyonlarının bölgenin baÅŸlıca zenginlik kaynağı haline geldiÄŸi 19. yüzyılda São Paulo geliÅŸmeye baÅŸladı. Kısa süre sonra da bir sanayi, ticaret ve bankacılık merkezine dönüştü. Kent ve çevresinde İtalya, Portekiz, İspanya, Almanya ve Japonya’dan pek çok göçmen geldi. Portekizce konuÅŸulan São Paulo’da halkın büyük bölümü Katolik’tir. Dokumacılık ürünleri, mekanik ve elektrikli gereçler, mobilya, gıda maddeleri ve ilaçtan Brezilya sanayi ürünlerinin üçte biri São Paulo’da üretilir. Kentin yakınlarındaki Cubatão’da Brezilya’nın en büyük petrol rafinerisi bulunur. São Paulo bölgesinde kahvenin yanı sıra ÅŸekerkamışı, pamuk, mısır, pirinç, fasulye ve meyve yetiÅŸtirilir. Sığır yetiÅŸtiriliciliÄŸi de yaygınlaÅŸmaktadır. Kentte çok sayıda okul ve kütüphane bulunur. Yılanlar ve yılan sokmaları üzerinde araÅŸtırmalarıyla ünlü Butanta Enstitüsü de São Paulo’dadır. São Paulo’nun 19. yüzyıldan bu yana sürekli büyümesi gecekondulaÅŸmayı da beraberinde getirdi. Milyonlarca insan kentin çevresinde, saÄŸlıksız barınaklarda yaÅŸamaya baÅŸladı. Çevre kirliliÄŸi ciddi boyutlara ulaÅŸtı. Kent içi ulaşım önemli bir sorum oldu. Durmadan yeni yolların yapıldığı ve gökdelenlerin yükseldiÄŸi São Paulo, “Güney Amerika’nın Chicago’su” olarak nitenlendirilir.
1988 Seul Olimpiyatları’nın ÅŸehrin geliÅŸimine çok büyük bir katkıda bulunduÄŸu inkar edilemez, olimpiyatlardan sonra dünyaca tanınan Seul, müthiÅŸ bir hızla modernleÅŸmeye baÅŸladı ve günümüzün en önemli baÅŸkentlerinden biri haline geldi. Seul, hükümet binaları, bankaları, iÅŸ merkezleri ve üniversiteleri ile Güney Kore’nin en önemli finansal, politik ve kültürel merkezi. Seul’un turistlere çekici gelmesinin nedenlerinin başında uygun fiyatlı güzel otellerinin bulunması ve çok iyi iÅŸleyen bir toplu taşıma sisteminin olmasıdır. 12 milyonluk bu mega ÅŸehri Han-Gang nehri ikiye bölüyor. Åžehir merkezi diyebileceÄŸimiz Chung-gu, ÅŸehrin kuzeyinde turistik ve uygun fiyatlı otellerin bulunduÄŸu Chongno-gu ve en güneyde alışveriÅŸ için en güzel dükkanların bulunduÄŸu ve gece hayatının kalbinin attığı It’aewon-dong� Namsan dağının güneyinde yer alan It’aewon-dong, turistlerin ve alışveriÅŸ yapmak isteyenlerin en çok raÄŸbet ettikleri kent. Åžehrin en seçkin ve en zengin muhiti olan güneydeki Kangnam’ın turistler için pek çekici olduÄŸunu söyleyemeyiz çünkü tarihi deÄŸere sahip yapıtlar daha çok kuzey bölgelerde yer alıyor. Seul sokaklarında kaybolmanız çok muhtemel, çünkü adresler ve sokak numaraları çok düzensiz bir ÅŸekilde yerleÅŸtirilmiÅŸ. EÄŸer Japonya’da bulunduysanız ne demek istediÄŸimizi anlıyorsunuzdur! Bir turist olarak gittiÄŸinizde sizin için en gerekli ÅŸey çok ayrıntılı bir harita olacaktır. Hatta Seul’un yerlileri için bile sokakta yön bulmak her zaman kolay olmuyor! Bunun sebebi, sokak numaralarının birbirini takip eden sayılar olmaması, rastgele sayılar olması ve sokakların çok düzensiz bir ÅŸekilde sıralanıyor olmasıdır. Türkiye’de yaÅŸayan insanlar olarak buna pek de yabancı olmadığımız düşünüldüğünde, biz Türkler için yönümüzü bulmak daha kolay olacaktır! Ne zaman gidilmeli? Seul yıl boyunca çok güzel, ne zaman gideceÄŸinize karar vermek size kalmış. Sonbahar ayları (Eylül, Ekim, Kasım) turistlerin en çok tercih ettiÄŸi zamanlar, çünkü sonbaharda güzel havanın keyfini çıkarabiliyor ve dünyanın en güzel ormanlarında muhteÅŸem renkler görebiliyorsunuz. Seul’da kışlar sert geçebiliyor, ve çoÄŸu zaman karlı oluyor. Bahar başında (Åžubat) baÅŸlayan kiraz mevsimini kaçırmamanızı tavsiye ederiz. Yazlar ise oldukça sıcak ve nemli olduÄŸundan turistler açısından pek de çekici deÄŸildir. Seul’e yapacağınız seyahatin Koreliler’in yerel tatil zamanlarına denk gelmemesine dikkat edin, çünkü sokaklardaki ve toplu taşıma araçlarındaki binlerce insanla, dükkanlardaki çılgın kalabalıkla baÅŸa çıkamayabilirsiniz. Tatil Günleri Yeni Ay Yılı (Solnal): Yeni ayın ilk günü bütün ülkede kutlanır. Åžehrin birçok yerinde düzenlenen geleneksel dans festivallerini ve birbirinden ilginç showları izleyebilirsiniz. Buda’nın doÄŸumgünü: Ay takvimine göre ilk dördün’ün sekizinci gününe, yani Nisan - Mayıs zamanlarına denk gelir. Geleneksel olarak her sene Youido Plazato Chogyesa Tapınağı’ndan yürüyüş düzenlenir. Kore Şükran Günü (Ch’usok): Ay Festivali diye de anılır ve Eylül - Ekim zamanına denk gelir. Şükran Günü Koreliler için çok önemlidir ve herkes ailesiyle birarada olur. Bunlardan baÅŸka yıl boyunca düzenlenen birçok festival vardır. Bu festivallerde geleneksel Kore kıyafetleri görülebilir ve geleneksel müzikler dinlenebilir.
1930′da kent 200 km2′lik bir alan kaplıyordu ve nüfusu 1 milyondu. 1970′te, yüzölçümü 650 km2′ye, nüfusu 8 350 000′e ulaÅŸtı. 1982′de 800 km2′lik bir alana yayılıyor ve 15-17 milyon insanı barındırıyordu. 1990′da ise, bütün kontrol çabalarına karşın, merkezde nüfus 8 236 900 idi. YerleÅŸim alanındaki 13 636 127 nüfusuyla Mexico, dünyanın en büyük ve en kirli kenti haline gelmiÅŸti. Kentteki yüksek doÄŸum oranının yanı sıra kırsal kesimden ve baÅŸka kentlerden göç edenler nüfustaki hızlı artışta rol oynamaktadır. Büyük Mexico yerleÅŸmesi, 2000 km2′yi aÅŸkın geniÅŸ bir kent alanı oluÅŸturmaktadır. BaÅŸkentte 10 000 km karayolu ve sokak vardır, ama büyük kentin yayılma hızını izleyebilmek için her yıl 1200 km daha yol yapmak gerekmektedir. Merkezi Zocalo meydanı olan sömürge dönemi kentinin tarihsel beyni (katedral, Sagrario kilisesi, ulusal saray) yapılan modern konutların tehdidi altındadır. 19. yy. kenti, Alameda ile Chapultepec arasında tam bir yenilenme içerisindedir ve cam ve çelikten büyük yapılar yeni-klasik evlerin yerini almaktadır. Kentin sanayileÅŸmiÅŸ kuzey tepelerine tırmanan küçük halk tipi evlerin sıralandığı alanlar ve özellikle de kentin doÄŸusunda birden bire ortaya çıkan konut semtleri, günümüz kentinin hem yoksulhem de sefil bir görünümünü sergiler. Bununla birlikte Meksika’daki büro memurlarının %80′ini, sanayi kesimindeki istihdamın %50’sini Mexico saÄŸlar. Siyasal ve iktisadi merkezileÅŸme çok büyük olduÄŸundan, kent, GSMH’nin hemen hemen yarısını saÄŸlamaktadır. Yönetimler, karar merkezleri, büyük okullar, sanayiler Mexico’nun anakent kesiminde toplanmaktadır 1325 yılında kurulan kent, Tenochtitlan adıyla Aztek İmparatorluÄŸu’nun baÅŸkenti oldu. Bu küçük göl köyü, özellikle Itzcoatl’ın hükümdarlık döneminden (1428-1440) baÅŸlayarak Aztek devletinin güçlenmesine baÄŸlı olarak geliÅŸti. Her birinde dinsel bir merkez bulunan dört mahalleden oluÅŸan kent, büyük bir pazarın kurulduÄŸu Tlatelolco adasına kadar kanallar boyunca uzanıyordu. Üç yüksek ÅŸose kenti kıyıya baÄŸlıyor ve iki su kemeri içme suyunu saÄŸlıyordu. İmparatorluÄŸun toprak geniÅŸlemesinden doÄŸan refah, baÅŸkentin ve komÅŸu devletlerin nüfus artışını körükledi; bazı yazarlara göre bu insan kalabalığı, 1 milyon kiÅŸiyi buluyordu. Büyük kamusal ya da özel çalışmalar sırasında, eski anakentin, çaÄŸdaÅŸ kent altında kalan kalıntılarına rastlandı. 1978′de giriÅŸilen büyük çalışmalar sırasında Constitucion Meydanı’nın altında, birçok dini yapıyla birlikte Büyük Teocalli (Kutsal Kent) ortaya çıkarıldı: Tezcatlipoca tapınağı, yuvarlak Quetzalcoatl tapınağı, GüneÅŸ tapınağı, Xipe Totec tapınağı, özellikle de bu yapı topluluÄŸunun ana öğesi olan ikiz Tlaloc ve Huitzilopochtli tapınağı. Bu daÄŸ tapınak yedi yapım evresiyle kentin en iyi bilinen tapınaklarından biri durumuna geldi. Bu kutsal yapının yanında, kralın ve ileri gelenlerin bahçelerle çevrili sarayları yer alıyordu. Kent, 13 AÄŸustos 1521′de Cortes tarafından fethedildi; İspanyollar kenti yerle bir ederek yeni bir plana göre yeniden kurmaya giriÅŸtiler. Yeni İspanya’nın anakenti durumuna gelen Mexico, akaçlama kanallarıyla yavaÅŸ yavaÅŸ kurutulan denizkulağından kazanılan alanlara yayılarak geniÅŸledi. 1824′ten bu yana Meksika’nın baÅŸkentidir. Kent en az 17. yy.’dan sonraki sömürge dönemi yapıları bakımından zengindir: büyük Zocalo alanındaki katedral ve churrigueresco üslubunda Sagrario; ince bir işçilikte çalışılmış Guadalupe kilisesi ve Pocito capellası; manastırlar, kiliseler, Ulusal saray ya da Madenler sarayı gibi saraylar. 19. yy.’ın seçmeciliÄŸinden sonra, 1920-1930′dan baÅŸlayaarak, modern mimarlarla, Rivera, Orozco ve Siqueiros gibi duvar ressamlarıyla bir yenileÅŸme hareketi ortaya çıktı. 1949′da yeni üniversite sitesinin yapımına baÅŸlandı; sitenin en ayırt edici yapısı Gustavo Saavedra, Juan Martinez de Valesco ve Juan O’Gorman tarafından yapılan merkez kitaplığıdır. 1964′te Mario Pani, Tlatelolco Aztek tören merkezi kalıntılarını da içine alan La Plaza de Las Tres Culturas’ı gerçekleÅŸtirdi. Siqueiros kültürel polyforumu 1971′de açıldı. Chapultepec parkı içindeki Ulusal Antropoloji Müzesi (El Museo Nacional de AntropologÃa), Pedro Ramires Vasquez tarafından 1963-64′te tasarlandı. Burada Kolomb öncesi dönemden ve yerlilerden kalma olaÄŸanüstü koleksiyonlar sergilenmektedir. Mexico’nun önemli müzelera arasında, Ulusal tarih müzesi, Kral naipliÄŸi resim müzesi, San Carlos Akademisi ve de (Meksika) Güzel Sanatlar Sarayı Müzesi’ni saymak gerekir. Mexico City, refah ile sefaletin o ince çizgilerini taşır. Bu nedenledir ki, hep bir meydan okuma vardır, sokaklarında, caddelerinde, binalarında. Tarihi ile onurlu, bugünü ile gururludur Mexico City. Gururu, biraz marazidir, ancak bu da, onur ile dengelenir. Kentin kalbi olan Zocala’da tüm detaylarını hissettirir, yalın, tecimsel olmayan görüntüler eÅŸliÄŸinde. Azteklerden İspanyol kolonistlere, büyük binalarından baraka evlerine kadar her ÅŸeyi bir çırpıda görün ister. Paseo de la Reforma Bulvarı’nda, kıvrak (İspanyolca’da olduÄŸu gibi) insan manzaraları ile karşılaÅŸtırır sizi. Sonra, Avrupa kentlerinin adlarını taşıyan caddelerini de (Hamburgo, Londres, Florencia vb.) dolaÅŸmanızı ister. Delegaciones’lere (bölgeler) ve colonias’lara (banliyöler) ayrılmış bir kenttir Mexico City. Bazı colanias’larında dolaÅŸmanın “tehlikeli” olduÄŸunu da yine biraz gururla söyler. Meydan okumaktadır aslında. Görülecek Yerler Centro Historica (Tarihi Merkez) de, kentin merkezinde. Aztek uygarlığının baÅŸkenti Tenochtitlan’ın kalıntıları üzerine kurulmuÅŸ bir bölge. Mayor Tapınağı, Aztek döneminin en önemli eserlerinden biri ve hâlâ ayakta. Mayor Tapınağı Müzesi’ni de mutlaka görün. Centro Historica’da İspanyol koloni döneminden kalma birçok tarihi eser de bulunuyor. Yine Zocalo yakınındaki Alameda, heykelleri, çeÅŸmeleri ile ünlü bir bölge. Bölgede birçok müze var. Paseo de la Reforma Bulvarı, Centro Historica’yı Chapultepec Parkı’na baÄŸlıyor. Bulvar, birçok heykelle süslü. Chapultepec, Mexico City’nin en büyük parkı. Parkta, birçok müze var. Antropoloji Müzesi, dünyaca ünlü. Coyoacan’da Leon Trotsky’nin son 4 yılını geçirdiÄŸi, ÅŸimdi müze olan evini de gezebilirsiniz. Coyoacan’da ayrıca birçok ünlü sanatçının da ÅŸimdi müze olan evleri var.
Åžehir, Hindistan’ın ticaret, finans, ve kültür baÅŸkentidir. Bollywood olarak bilinen Hint Sinema endüstrisi burada yeralmaktadır. Bu sebeplerden dolayı ÅŸehir Hindistan’ın diÄŸer bölümlerinden yoÄŸun bir göç almaktadır ve içinde birçok farklı dili ve kültürü barındırır. Åžehrin ÅŸu an kapladığı alan eskiden 7 adaydı. Bu adalarda antik çaÄŸdan beri yerleÅŸim yerleri vardı, ancak önemli ticaret ve nüfus merkezleri deÄŸillerdi. 1534′te Portekiz’ler bölgeyi ele geçirdi, ve 1661′de bölge İngilizlere geçti. 1668′de İngilizler burayı İngiliz DoÄŸu Hindistan Åžirketi’ne kiraladı. Åžirket buradaki doÄŸal limanı buldu ve burayı Hindistan’daki ilk limanları yaptı. Bölgenin nüfusu hızlı bir artış gösterdi. 1817-1845 arası bölgede büyük bir projeyle adalar birleÅŸtirildi. Daha sonra, Amerikan İç Savaşı ve SüveyÅŸ Kanalı’nın açılması, bölgedeki ticareti artırdı ve ÅŸehir, Hindistan’ın ana merkezlerinden biri haline geldi. Åžehrin nüfusu 1906 yılında 1 milyon’u geçti. 1940′larda, ÅŸehir Hint bağımsızlık hareketinin önemli bir merkezi haline geldi. 1970′lerde ÅŸehre yoÄŸun bir göç yaÅŸandı ve Bombay Hindistan’ın en kalabalık ÅŸehri haline geldi.
Oda Detayları: Telefon, müzik yayını, balkon, minibar, kasa, televizyon, uydu tv, klima, küvet-banyo, saç kurutma makinası, banyoda telefon. Genel Özellikler: Merkezi klima, merkezi ısıtma, bahçe, oyun odası, internet , kuaför salonu, çamaşırhane, market, hediyelik eşya, kuyumcu, 24 saat oda servisi, jeneratör, doktor yada hemşire, bebek bakıcısı, ücretsiz otopark, kapalı otopark, alışveriş merkezi. Spor&Rekreasyon: Açık havuz, kapalı havuz, çocuk havuzu, Türk hamamı, sauna, masaj, jakuzi, masa tenisi, bilardo, gece animasyonu, spor animasyonu, tenis, futbol, mini futbol, plaj voleybolu, çocuk oyun alanı, parasailing, muz, jet ski, kano, rüzgar sörfü, spor salonu. Yeme İçme: Kahvaltı salonu, kafeterya, lobi bar, havuz bar, snack-bar. 2 alakart restoran (80 kişilik), 1 açık büfe restoran (800 kişilik). Toplantı ve Kongre: 5 toplantı odası bulunuyor. Tepegöz, beyaz tahta, slide projektör, barkovizyon, ses sistemi, mikrofon, video player, televizyon, fax. Konum: Kuşadası 5 km. mesafede Adnan Menderes Hava Alanı 65 km. mesafede Deniz kıyısında, özel plaj. Fantasia Otel De Luxe Adres: Yavansu Mevkii, Kuşadası, Aydın
Konum: Özel Plaj, Sahilde, Kuşadası Adres: ILICA MEVKİİ 09400 KUŞADASI/AYDIN Telefon: (256) 622 11 80 Fax: (256) 622 11 90 E-Mail: pinebay@pinebay.com Konaklama: Herşey Dahil Yatak Sayısı: 205 Oda, 510 Yatak, 112 Double Oda, 70 Aile Odası, 3 Suit Oda Özellikleri: Direkt Telefon, Duş ve Tuvalet, Banyoda Telefon, Saç Kurutma makinası, Yangın Alarmı, Minibar, Uyandırma Servisi, Balkon, Kablo TV, Split Klima Manzara: Deniz Manzarası, Bahçe Manzarası Yeme,İçme: 2 Restaurant Kapalı kap:200, Açık kap: 350, Kahvaltı Salonu (toplam kap: 350), Snack Bar, Lobi Bar, Teras Bar, Disco Bar, Türk, Uluslararası, Mutfaklar Toplantı: 1 Toplantı Salonu Toplam kap: 100, Işık Sistemi, Müzik Yayını, Flipchart, Lazer İşaretleyici Servis: Sağlık Odası, Çocuk Bakımı, Uyandırma Servisi, Internet, Market, Kuru Temizleme, Çamaşır ve Ütü Servisi, Resepsiyonda Emanet Kasası, Jeneratör, Açık Otopark Aktiviteler: 4 Açık Yüzme Havuzu ve Çocuk Bölümü, Termal Havuz, Türk Hamamı, Sauna, Masaj, Jakuzzi, Fitness Merkezi, Sağlık Merkezi, Kuaför, Jimnastik Salonu, Bahçe, Çocuklar için oyun alanı, Mini Club, TV Odası, Disko Spor Alanları: Tenis Kortu, Aydınlatmalı Tenis Kortu, Masa Tenisi, Bilardo, Plaj Voleybolu, Basketbol, Gün boyu animasyon. Banana, Rüzgar Sörfü, Kano, Su kayağı, Parasailing Jet Ski Çevre: Aquapark
Adres : Yat Limani Karsisi / Kusadasi / Aydin |