Filed Under (Pamukkale) by admin on 07-02-2008

pamukkaleBembeyaz travertenleri, kaplıcaları ve antik kentleriyle önemli bir turizm merkezi olan Pamukkale Denizli ilindedir.

GEZİLECEK YERLER

Hierapolis (Pamukkale):Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin arkeoloji literatüründe Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır.

Hierapolis coÄŸrafi konumu ile kendisini çevreleyen çeÅŸitli tarihi bölgeler arasında yer almaktadır. İlk ÇaÄŸ’da yaÅŸayan Strabon ile Ptolemaios verdikleri bilgilerde, Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile Hierapolis’in bir Frigya kenti olduÄŸunu ileri sürerler. Hierapolis olarak adlandırılmadan önce kentte bir yaÅŸamın var olduÄŸunu Ana Tanrıça kültünden dolayı biliyoruz.

Kentin kuruluÅŸu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından M.Ö. II. yy’ baÅŸlarında kurulduÄŸu ve Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephos’un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera’dan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir.

Hierapolis, Roma İmparatoru Neron dönemindeki (MS. 60) büyük depreme kadar, kentleÅŸme ilkelerine baÄŸlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür.Kent, Neron dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiÅŸtir. Üst üste yaÅŸadığı bu depremlerden sonra, tüm niteliÄŸini kaybetmiÅŸtir. Hierapolis Roma Dönemi’nden sonra Bizans Dönemi’nde de çok önemli bir merkez olmuÅŸtur. Bu önem, MS. 4. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması (metropolis), MS. 80 yıllarında, Hz. İsa’nın havarilerinden olan, Aziz Philip’in burada öldürülmesinden kaynaklanmaktadır. Hierapolis, 12. yüzyıl sonlarına doÄŸru Türklerin eline geçmiÅŸtir.

BaÅŸlıca Kalıntılar: Ana Cadde ve Kapılar: Yaklaşık 1 km. uzunluÄŸundaki kentin geniÅŸ ana caddesi, kenti bir ucundan diÄŸer ucuna ikiye böler. İki tarafında sütunlu galeriler ve önemli kamu yapıları vardır. Her iki ucunda birer anıtsal kapı bulunmaktadır. Bu kapılar ve caddenin büyük bölümü Roma Dönemi’nde inÅŸa edildiÄŸinden, Bizans surunun dışında kalmaktadır. Güneyinde MS.5. yüzyıla tarihlenen ”Güney Bizans Kapısı” vardır. Kuzeyde, iyi korunmuÅŸ, üç gözlü ve iki yanında yuvarlak kuleleri olan kapıda, İmparator Domitian’a ithaf edilmiÅŸ Latince yazılmış bir yazıt vardır. Bu yazıttan dolayı buna Domitian Kapısı veya Roma Kapısı denir. Bu kapıdan güneye inen yolun surla kesiÅŸtiÄŸi yerde, MS. 5. yüzyılda tarihlenen “Kuzey Bizans Kapısı” bulunmaktadır.

Surlar: MS. 5. yüzyılda, kuzey, güney ve doğu yönlerinde surlarla çevrilmiştir. Büyük kısmı bugün yıkılmış halde olan surlara, 24 adet kare planlı kule yerleştirilmiştir. İki anıtsal kapı ve iki küçük kapı olmak üzere 4 girişi vardır. Kuzey ve güney anıtsal kapıları ana caddeye açılır.

Büyük Hamam Kompleksi: Bugün, masif duvarları ve bazı tonozları ayakta kalabilmiÅŸ olan yapının iç mekanlarının mermerle kaplı olduÄŸuna dair izler bulunmaktadır. Hamamın planı diÄŸer tipik Roma hamamları gibidir. Önce giriÅŸte büyük avlu, iki yanında büyük holler bulunan kapalı dikdörtgen bir alan ve esas hamam yapısı yer alır. Palaestra’nın yan kanatlarında, biri güneyde, diÄŸeri kuzeyde olan iki büyük hol imparatora ve törenlere ayrılmıştır. Hamam kompleksinin kalıntıları MS. 2. yüzyıla tarihlenir. Büyük hole bitiÅŸik tonozlu kapalı mekanlar günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

Apollon Tapınağı: Mevcut tapınak, eski ve dini maÄŸara olarak bilinen Plutonion üzerine kurulmuÅŸtur. Yerli halkın en eski dini merkezi olan bu yerde Apollon, bölgenin Ana Tanrıçası Kybele ile buluÅŸmuÅŸtur. Eski kaynaklar, Ana Tanrıça Kybele rahibinin bu maÄŸaraya indiÄŸini ve zehirli gazdan etkilenmediÄŸini bildirirler. Apollon Tapınağı’nda üst yapıya ait kalıntılar MS. 3. yüzyıldan geriye gitmemektedir. Tapınak alanına geniÅŸ basamaklarla çıkılır.

Tiyatro: Yamaca yaslanmış tüm cephesiyle birlikte korunabilen büyük bir yapıdır. İnşasına MS. 60 yılında olan büyük depremin ardından Flaviuslar döneminde MS. 62 yılında başlanmış, MS. 206 yılında tamamlanmıştır. 50 oturma sırası bulunur ve 8 merdivenle 7 bölüme ayrılmıştır. Caveanın tam ortasından geçen diozomaya her iki yandan tonozlu birer geçit ile girilir. Sütunların arası heykellerle süslenmiş olup, burada yapılan kazılar sırasında bol miktarda heykel bulunmuştur. Sahne arkasındaki duvarlarda ise mermer kabartmalar yer alır.

Kiliseler: Kent merkezinde, 6. ve 7. yüzyıllara ait bir Katedral, Direkli Kilise ve iki kilise daha yer alır. Ayrıca MS. 6. yüzyıl başında Büyük Hamam Kompleksinin merkezi holü kiliseye dönüştürülmüştür. Kuzey bölgesinde de küçük şapeller mevcuttur.

İnanç Turizmi

Nekropol : Batıdaki traverten alanları dışında kalan üç yönde nekropol alanları bulunmaktadır. Bunlar yoÄŸunlukla Tripolis-Sardes’e giden kuzey yolunun ve Laodikeia-Colossae’ye giden güney yolunun iki tarafında yer alır. Mezarlarda kireçtaşı ve mermer kullanılmıştır. Mermer kullanımı daha çok lahit tiplerinde görülür. Kuzey nekropolü, erken Hıristiyanlık dönemine kadar karakteristik lahitleri, mezar tiplerini ve mezar anıtlarını bir arada içerir. Kentte görülen mezarlar lahit, tümülüs ve ev tipi mezarlardır. Konut mimarisini anımsatan mezar yapıları, nekropolün en önemli elemanlarıdır

Laodikeia: Çürüksu (Lykos) ırmağının güneyinde kurulmuÅŸtur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok “Lykos’un kıyısındaki Laodikeia” ÅŸeklinde geçmektedir. DiÄŸer antik kaynaklara göre ise, kent MÖ. 261-263 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuÅŸ ve kente Antiokhos’un karısı Laodikeia’nın adı verilmiÅŸtir.

Laodikeia, MÖ. I. yüzyılda Anadolu’nun en önemli ve ünlü kentlerinden biridir. Kentteki büyük sanat eserleri bu döneme aittir. Romalılar da Laodikeia’ya özel bir önem vermiÅŸler ve Kıbyra (Gölhisar-Horzum) Conventus’unun merkezi yapmışlardır.

İmparator Caracalla zamanında Laodikeia’da bir seri kaliteli sikke basılmıştır. Laodikeia halkının da katkılarıyla kentte çok sayıda anıtsal yapı yapılmıştır. Küçük Asya’nın 7 ünlü kilisesinden birinin bu kentte bulunması, Hıristiyanlığın burada ne kadar önemli olduÄŸunu göstermektedir. MS. 60 yılında meydana gelen çok büyük bir deprem kenti yerle bir etmiÅŸtir.

Laodikeia’nın Yapıları

Büyük Tiyatro:
Antik kentin kuzeydoğu tarafında, araziye uygun olarak Roma inşa tarzında yapılmıştır. Sahnesi tamamen yıkılmış olup, cavea (seyircilerin oturduğu bölüm)ve orkestrası(sahnenin önündeki koro veya oyuncuların yer aldığı bölüm) oldukça sağlam durumdadır. Yaklaşık 20.000 kişiliktir.

Küçük Tiyatro: Büyük tiyatronun 300 metre kadar kuzeybatısında yer almaktadır. Araziye uygun olarak, Roma tarzında inşa edilmiştir. Scenesi (sahne)tamamen yıkılmış olup, cavea ve orkestrasında da bozulmalar mevcuttur. Yaklaşık 15.000 kişi alabilecek büyüklüktedir.

Stadyum ve Cimnazyum: Kentin güneybatısında, doÄŸu-batı doÄŸrultusunda uzanmaktadır. Stadyumun ek yapıları ile cimnazyum bir bütünlük teÅŸkil edecek ÅŸekilde yapılmıştır. MS. 79 yıllarında yapılan stadyumun uzunluÄŸu 350 metre, geniÅŸliÄŸi 60 metredir. Amfiteatr ÅŸeklinde yapılmış olan yapının, 24 oturma basamak sırası bulunmaktadır. Büyük bölümü tahrip olmuÅŸtur. MS. 2.yy. ‘da yapılan cimnazyumun, Proconsul Gargilius Antioius tarafından inÅŸa ettirilerek İmparator Hadrianus ve eÅŸi Sabina’ya ithaf edildiÄŸine dair yazıt bulunmuÅŸtur.

Anıtsal Çeşme: Kentin ana caddesi ile ara caddesi köşesinde yer almaktadır. Roma dönemi yapısıdır. İki cepheli olarak yapılmış havuz ve nişleri vardır. Bizans zamanında onarım görmüştür.

Meclis Binası: Kentin güneybatısındadır. Dikdörtgen planlı olan anıtsal yapı, doğu-batı yönünde uzanmaktadır. Ana giriş doğu cephesindedir.

Zeus Tapınağı: Antik Laodikeia kentinin sütunlu caddesinin doğu kesiminde, küçük tiyatro ile Nymphaeum (anıtsal çeşme)arasında bulunmaktadır.

Büyük Kilise: Sütunlu caddenin güneyinde caddeye bitişik olarak inşa edilmiştir. Sadece taşıyıcı bölümlerinden bir kısmı ayakta kalmıştır. Ana giriş kilisenin batısındadır.

Kaplıcalar

Karahayıt Kaplıcası: Pamukkale termal kaplıcası sisteminin bir kolu sayılan bu kaplıca, Pamukkale’nin 5km kuzeyinde, Karahayıt Kasabası’ndadır.

Kalp, damar sertliği, yüksek tansiyon, romatizma-siyatik, deri sinir, lumbago, gibi hastalıklarla uyuz, sivilce, kaşıntı gibi deri hastalıklarına iyi gelir.

Pamukkale Kaplıcaları: İl merkezine 18km uzaklıkta bulunan eski Hierapolis kentinin bulunduğu alandır. Travertenler yaratan karstik alanlardan çıkan sular; bünyesindeki kireç çözeltisi, genellikle beyaz renkte ve pamuk balyalarını andıran kalker tüflerini, Pamukkale travertenlerini oluşturmaktadır.

Pamukkale termal suyunun tedavi edici özelliÄŸi, çok eski çaÄŸlardan beri anlaşılmış, yüzyıllar sonra ÅŸifa niteliÄŸi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kaynaklar etrafında dini ayinler yapılmış, ÅŸenlikler düzenlenmiÅŸ, büyük devlet adamları ve zengin kiÅŸiler antik dönemde tedavileri için Hierapolis’e gelmiÅŸlerdir.


Post a comment
Name: 
Email: 
URL: 
Comments: 
TOPlist