Özel Arama
Side’nin Akdeniz’e uzanan küçük bir yarımada üzerinde İ.Ö. 7. yüzyılda batı anadoluda yaÅŸayan Kymeliler (Bugünkü AliaÄŸa) tarafından kurulduÄŸu söylenir. Ancak ÅŸehri kurdukları iddia edilen Kymeliler zamanla kendilerini unutarak Side dilini kullanmaya baÅŸlamaları kuruculuktan çok güneye göçü ve yerli halka karışımı iÅŸaret eder. Åžehirde kullanılan yerel dile göre SİDE “Nar” anlamına gelmektedir ki “Nar” Anadolu’nun bereket sembollerinden olup Roma İmparatorluk dönemine dek ÅŸehrin sembolü olarak Side sikkelerinde kullanılmıştır. Åžehrin tarihi kaderi bölgeninkinden farklı deÄŸildir. İ.Ö. 6. yy’da Lydia, 5.yy.’da Pers, 4. yy’da İskender, ardından da Hellenistik krallıkların egemenlikleri izlenir. Åžehrin en parlak dönemi İ.Ö. 1.yy.’da Roma ile iliÅŸkilerin kurulmasıyla baÅŸlar. Bu parlak dönem İ.S. 3. yy’a kadar sürer. Side bu dönemde hem Akdeniz’in en önemli liman kenti ve en iÅŸlek esir pazarı, hem de kültür ve eÄŸitim merkezi olmuÅŸ, bugün dahi ayakta olan görkemli yapılar bu dönemde inÅŸa edilmiÅŸtir. Åžehir önemini 5. yy. sonunda kaybetse de 1.yy’da tamamen terk edilene dek küçük bir Hristiyan kenti olarak hayatını sürdürmüştür. 10. yy’dan sonra gerek depremler gerekse savaÅŸlar nedeniyle ÅŸehrin yanıp, halkının Antalya’ya göç ettiÄŸi anlatılmaktadır 10. yy Bizans tarihçileri Side’nin korsan yatağı olduÄŸunu, Arap coÄŸrafyacı İdrisi (1150) yangınlar sonucu terk edilen bu önemli liman kentinin halkı, Antalya’ya göçtüğünden “Yanık Antalya” olarak anıldığını söyler. Side’de son yoÄŸun yerleÅŸim 1895 yılında Girit adasından göçen Türkler tarafından gerçekleÅŸmiÅŸtir. Kalıntılar üzerindeki Selimiye adlı balıkçı köyü bugünkü çekirdeÄŸini oluÅŸturmuÅŸtur. Bugün asfalt kaplı olan ve her iki yanında yer yer sütunlu galerinin izlenebildiÄŸi ana cadde, agora ve tiyatrodan sonra yarımadayı kat ederek limana ulaşır. Akdeniz’in en iÅŸlek limanlarından biri olan Side, bu yoÄŸun iÅŸlerliÄŸinden dolayı sık sık dolup kirlenmekteydi ki temizlenmesi ÅŸehirlilerce yürütülen zor iÅŸlerden biri kabul ediliyordu. Zamanla bu güçlük yörede bütün güç iÅŸler için kullanılan “Senin iÅŸin Side limanına dönmüş” özdeyiÅŸi halini almıştır. Agoranın karşısındaki onarılmış hamam kompleksi günümüzde Side Müzesi olarak kullanılmakta, kazılarda ele geçmiÅŸ tüm buluntular deÄŸiÅŸik mekanlarında sergilenmektedir. Side Tiyatrosu tipik Roma devri özellikleri gösterir. Yaklaşık 15.000 kiÅŸilik kapasiteye sahip olup onarım çalışmaları devam etmektedir. Anıtsal giriÅŸin önünde küçük boyutta tiyatronun tanrısı Diansos’un tapınağı yer alır. Bugün alışveriÅŸ merkezi halini almış olan ana caddenin sonundaki limanın batısında yer alan iki tapınak ÅŸehrin en anıtsal Roma dönemi yapılarıdır. Kısa kenarlarında 6, uzun kenarlarında 11 sütunla çevrelenmiÅŸ olan tapınaklarından biri Athena, diÄŸeri ise Apollon’a ait olup Apollon tapınağının 6 sütunu Prof. Dr. Jale İnan ve ekibinin inanılmaz gayretleri ile yeniden ayaÄŸa kaldırılmıştır. Tapınak alanı gerisindeki kemerli ve devÅŸirme malzemeli kalıntılar ise Bizans dönemi bazilikasına aittir.
Manavgat’ın kuruluÅŸ tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, yerleÅŸim merkezi oluÅŸunun M.Ö. 150-200 yılları arasında olduÄŸu sanılmaktadır. 400-500 yılları arasında konaklama ve göçme ÅŸeklinde geçici yerleÅŸmelere sahip olduÄŸu söylenmektedir. M.Ö.’sinden yakın zamana kadar, ÅŸimdiki ilçe yakınlarında kayıklar ve gemilerin çay üzerinde bulunan iki yaka arasında yük ve insan taşımacılığı yapıldığı, belgelerden anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi, ÅŸimdiki GündoÄŸdu Köyü yakınlarında Sarısu civarında kaplan avlandığını ve bu çevrede yörük denilen halkın oturduÄŸunu anlatır. Manavgat o zamanlar bir yerleÅŸim merkezi deÄŸildi. Kuzeyde Toroslar, güneyde Akdeniz, doÄŸuda Manavgat Çayı ile çevrelenen geniÅŸ alana verilen ad idi. Malazgirt savaşından sonra bu yöreye Horasan’dan gelen yörükler ve Yörük Beyleri yerleÅŸmiÅŸtir. Manavgat çayının batı yakası Turgay beylerinin, doÄŸu yakası Senir beylerinin tımar, zeamet ve baÅŸları olarak Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiÅŸtir. Daha sonra bu iki yaka birleÅŸtirilerek 1913 yılında Manavgat adı ile ilçe olmuÅŸtur. Manavgat İlçesi, vilayet merkezi Antalya’ya 76 km. uzaklıkta olup, Manavgat Irmağı’nın her iki yanındaki aynı isimli ve verimli ova üzerine kurulmuÅŸtur. İlçe Merkezi Akdeniz kıyısından 4 km. içerde bulunmaktadır. Kuzeyi sık ormanlarla kaplı doÄŸa güzelliklerine sahip Toros DaÄŸları ile sınırlanmaktadır. İlçeyi ortadan bölen Manavgat Irmağı ovaya verimlilik ve zenginlik verir. Manavgat Åželalesi ve deltası ilçenin en önemli doÄŸal zenginliÄŸidir. İlçenin güneyinde yer alan sık çam aÄŸaçları ile kaplı Sorgun Ormanı ve Manavgat Irmağı deltasının alüvyonlarla dolması nedeniyle oluÅŸan Titreyengöl, yöredeki diÄŸer doÄŸa güzellikleridir. Ayrıca ilçenin kuzeyinde Manavgat Irmağı’nın Torolar’daki derin vadisi üzerine yapılmış olan kaya dolgu Oymapınar Barajı gölü ve çevresi eÅŸsiz güzelliktedir. Yöre jeep safari turlarının yapıldığı yerlerden biridir. Manvgat Ovası 2500 km2 alanı ile Antalya ilinin en büyük verimli ovası olup, baÅŸta pamuk olmak üzere buÄŸday, arpa, çavdar ile 45 çeÅŸit meyve ve sebze üretilir. Yörede seracılık önemli bir uÄŸraÅŸtır. Sebze ve meyve yetiÅŸtiriciliÄŸinin yanısıra son yıllarda sera çiçekçiliÄŸi de oldukça geliÅŸmiÅŸtir. Ovanın en doÄŸusunda ise muz bahçelerine rastlanmaktadır. Nehir vadisinde alabalık ve karides üretim çiftlikleri vardır. Son yıllarda turizmin geliÅŸmesine paralel olarak geliÅŸen ve büyüyen ilçenin güneyinde yer alan Sorgun ve Titreyengöl alanlarında dünya standartlarının da konaklama tesisleri ve tatil köyleri inÅŸa edilmiÅŸtir. Manavgat tarihinin çok eskilere gittiÄŸi, adının Luwi dilinde Manauwa (anasal tanrıça tapınağı) olduÄŸu bilinmektedir. ÇeÅŸitli dönemlerde Seleukeia ve Side antik kentlerinin ortak kutsal alanı olarak kullandığı sanılmaktadır.
Manavgat ilçesinin 3 km. batısında bulunan ÅŸelale, ilçe ile aynı adı taşır. Åžaşırtıcı bir yükseklikten dökülmesine karşın, geniÅŸ bir alan üzerinden gürül gürül akışı görülmeye deÄŸer bir manzara oluÅŸturur. Åželalenin hemen yanıbaşında doÄŸa ile iç içe piknik yapılabilir ve çevresindeki lokantalarda taptaze balık yenebilir. Kent gürültüsünden uzak bir köşede doÄŸayla bütünleÅŸmek için ideal bir yerdir. Manavgat’tan kalkan dolmuÅŸlarla ulaşım saÄŸlanabilir. Post a comment
|