Filed Under (Dünya Kentleri, Yurtdışında Tatil) by admin on 30-08-2008

Buenos Aires, amaçsız bir şekilde gezilebilecek bir şehirdir. Çok geniş olmasına rağmen, yürünebilir alanları mevcuttur ve şehrin modeline kendinizi kaptırıp uzun, hoş yürüyüşlere çıkabilirsiniz. Şehir aşağı yukarı üçgen şeklindedir. Hepsi bir araya getirildiğinde uzun bir cadde olan Avenida Rivadavia (Porteños, dünyanın en uzun caddesi olduğunu ileri sürmektedir) neredeyse iki yüz blokla doğudan batıya uzanmaktadır. Avenida Rivadavia’nın paralelinde dört ana bulvar yer almaktadır;.
Buenos Aires
Şehrin finansal bölgesinin bulunduğu merkezdeki La City’de temel alışveriş, yiyecek ve yatacak yer bölgeleri bulunmaktadır. Genellikle hafta boyunca şehrin hareketli yeri; Yoğun ve işlek caddeleri olan Florida’dan, Avenida de Mayo’nun zerafetini yansıtan fin-de-siècle’ye ve Corrientes’in kafe kültürüne kadar mimarisi ve atmosferiyle şaşırtıcı çeşitliliktedir. Plaza de Mayo ve Teatro Colón’dan farklı olarak Buenos Aires’in ünlü bir opera evi vardır. Merkezin gözü önünde bir yer değildir ama Porteño yaşamının ritmini tanıtan karakterli caddeleriyle pek çok şeyi tanımlamaktadır.

Şehrin kuzeyi, Plaza de Mayo’nun aşağısından başlar ve pek çok turist ve yerliye göre de ilgi çekici bir bölgedir. Burası, şehrin en eski bölümlerini içermektedir ve dar, çoğunlukla arnavut kaldırımı olan sokakları, şehrin en güzel mimarisiyle sıralanmıştır. Bunlar, güçlü ama zarif ahşap kapılar ve demir parmaklıklarıyla on dokuzuncu yüzyıl İtalyan süslü dış cepheli evlerinin tipik birer örnekleridir. San Telmo’nun Pazar günleri açılan popüler antika pazarının kültürlü cazibesinden, La Boca’nın maç günlerindeki ateşli atmosferine kadar, komşular denizin mavi ve sarı renkleri içinde yüzerken, şehrin güney kısmı popüler kültürün bir karışımını sunmaktadır.
Buenos Aires
Batıda yer alan Avenida Callao’nun aşağısında, Caballito ve Flores etrafında bulunan kendi ticari merkeziyle oturmaya elverişli, uçsuz bucaksız bir bölge yer almaktadır. Bu bölgede görülecek çok az sayıda manzara vardır ama bunların en iyi iki tanesi, Buenos Aires’in en kişisel özellikli seçenekleri arasındadır. Tangoya ilgi duyanlar, büyük Chacarta mezarlığındaki ülkenin en ünlü şarkıcısı olan Carlos Gardel’in mezarını ziyaret etmeyi unutmamalıdırlar. Mataderos’taki Pazar kovboyu panayırı şehrin sokaklarında dörtnala koşan enerjik binicilerin kıyafetlerinden, orijinal yöresel yemek ve canlı halk müziğine kadar pek çok alternatif sunmaktadır.


Filed Under (Dünya Kentleri) by admin on 07-04-2008

Sao Paulo, Brezilya’nın 26 eyaletinden birisinin başkenti ve ülkenin başlıca sanayi merkezlerinden biridir. 10 milyonu aşan nüfusuyla Güney Amerika’nın en büyük kentidir.

São Paulo, Brezilya’nın güneydoğusunda işlek bir liman olan Santos’tan 48 km uzakta, Serra do Mar tepeleri üzerinde kuruludur. Santos’a elektrikli tren hattı ve otoyolla bağlanmıştır. Bu tepelerden doğan Tietê Irmağı kentin hemen doğusundan geçer. São Paulo bir dizi küçük kasabaya ve geniş tarım alanlarıyla otlaklara tapeden bakar. Rio de Janeiro, São Paulo’nun 355 km kuzeydoğusunda yer alır.

São Paulo 1554′te Portekizli papazlarca bir Yerli yerleşim merkezi olarak kuruldu. Yerleşim yeri üç patikanın kesiştiği 800 metre yükseklikte bir tepedeydi. Kahve plantasyonlarının bölgenin başlıca zenginlik kaynağı haline geldiği 19. yüzyılda São Paulo gelişmeye başladı. Kısa süre sonra da bir sanayi, ticaret ve bankacılık merkezine dönüştü. Kent ve çevresinde İtalya, Portekiz, İspanya, Almanya ve Japonya’dan pek çok göçmen geldi. Portekizce konuşulan São Paulo’da halkın büyük bölümü Katolik’tir.

Dokumacılık ürünleri, mekanik ve elektrikli gereçler, mobilya, gıda maddeleri ve ilaçtan Brezilya sanayi ürünlerinin üçte biri São Paulo’da üretilir. Kentin yakınlarındaki Cubatão’da Brezilya’nın en büyük petrol rafinerisi bulunur. São Paulo bölgesinde kahvenin yanı sıra şekerkamışı, pamuk, mısır, pirinç, fasulye ve meyve yetiştirilir. Sığır yetiştiriliciliği de yaygınlaşmaktadır. Kentte çok sayıda okul ve kütüphane bulunur. Yılanlar ve yılan sokmaları üzerinde araştırmalarıyla ünlü Butanta Enstitüsü de São Paulo’dadır.

São Paulo’nun 19. yüzyıldan bu yana sürekli büyümesi gecekondulaşmayı da beraberinde getirdi. Milyonlarca insan kentin çevresinde, sağlıksız barınaklarda yaşamaya başladı. Çevre kirliliği ciddi boyutlara ulaştı. Kent içi ulaşım önemli bir sorum oldu. Durmadan yeni yolların yapıldığı ve gökdelenlerin yükseldiği São Paulo, “Güney Amerika’nın Chicago’su” olarak nitenlendirilir.


TOPlist